8 Temmuz 2007 Pazar

Bunları hiç denediniz mi?

Sevgili okurlar,

Pazar günü olması sebebiyle oldukça geyik ama bir o kadar da komik bir konu seçtim... geyik dediğime bakmayın bunların hepsi yaşanmış, gerçek şehir efsaneleridir.

Sevgili dostlarıma benimle bu naçizane anıları paylaştıkları için teşekkürü bir borç bilirim....



-denizde yellenmek, çıkan kabarcıkları seyretmek

-yeni başladığınız kitabın son sayfasını okumak

-10.kat balkonundan aşağıya domates atmak

-selülitlerinize "aslında denizden yansıyan ışık efekti" demek (bkz.hülya avşar)

-tanıdığınız birini görüp, ismini ve nerden tanıdığınızı hatırlayamadığınız için kafanızı diğer tarafa çevirmek (anonim)

-okeyde taş çalmak ve yakalanınca ölesiye reddetmek bi de üstüne bozuk atmak

-bilmediğiniz halde bi şarkıyı söylemeye çalışmak, şarkıyı rezil etmek

-sizinle tanıştırılan birini çok beğendiniz -dibiniz düştüğü-halde karizmayı yememek adına "tanımak lazım, bi yorum yapmak için erken" demek

-patronunuzun fermuarının açık olduğunu görüp "bırak zaten peş para etmez herif "deyip onu yeşil donu ve halkla başbaşa bırakmak

-çocukken yüzünüzü yıkamaktan nefret ettiğiniz için annenizi kandırmak adına sadece göz kapaklarınızı ıslatmak

-çişe gitmeden önce dijital tartıda kilonuza bakıp, çişiniz bittikten sonra kaç cc kaybetmişsiniz onu hesaplamak

-bülent ersoyun kutusu hakkında geyik çevirmek

-barda hiç tanımadığınız heriflere sırf geyik olsun diye yahudi olduğunuzu söylemek ve bu durumu yaklaşık 1 ay devam ettirmek adına musevilik konusunda araştırma yapmak zorunda kalmak

-elvis yaşıyor geyiğine katılıp, güzel ve dahi yarışmasında elvis için "elvis pösli" diyen geri zekalıları görüp "vazgeçtim abi iyi ki yaşamıyor, yaşıyosa bile bunu duyunca ölmüştür" demek

-sizinle tatile gelmesini istemediğiniz bir arkadaşınıza "abi ben aslında ailemin yanına gidiyorum" deyip, bütün tatili "abi çok konuşuyo napalım" diye diğer arkadaşlarınızla kendinizi haklı göstermeye çalışarak geçirmek

-çok ter kokan bir tanıdığınıza "bak sana hediye aldım" diye inceden deodorant hediye etmek

-gaz kaçırdığınız halde, "öff burası çok kötü kokuyo biri saldı galiba" demek ve elinizle kokuyu yelleye çalışmak

-sevgiliniz alnım kaşınıyor dediğinde , "evet seni aldatıyorum ve seninde boynuzların çıkıyor" diyememek ve "git bi duş al canım deyip" olayı geçiştirmek .

-kapınıza gelen ramazan davulcusuna bir ay boyunca uykularınızı mahvettiği için "ben hristiyanım" deyip para vermemek

-bi filmin sadece eleştirisini okuyup, sağda solda hava atmak

-acaip sarhoş olup , trenin penceresinden kusmak

-bira içip geğirme yarışması yapmak

-öğrenciyken ailenize cüzdanımı kaybettim yalanını söylemek ve para araklamak

-yine öğrenciyken 10 bütünleme geldiği halde ailenize 3 demek, geri kalan 7 tane sınava girebilmek için evden çıkarken türlü yalanlar söylemek

-çok hoşlandığınız bir erkek ile 2.köprüden geçerken size uzattığı eli yanlış anlayıp tutmaya çalışmak, sonrasında ise o elin aslında köprü parası için uzatıldığını anlayıp rezil olmak

-eski sevgilinizin evlendiği gün zır zır ağlamak ama mevcut sevgiliye bunu çaktırmamak adına "iş yerinde sinirimi bozdular" diye kıtır atmak

-bikininizin üst parçasının tüm arkadaşlarınız yanınızdayken fora etmesi ve ortaya saçılan memelerinizi hiç bişiy olmamış gibi toplayıp deve güreşine devam etmek

-düğünlerde piste göbek atmamak için direnmek ama sahneye bir kez çıkıp bi daha oturmamak

-kız arkadaşınızın çok hoşlandığı bi erkek için "aslında o gay, falanca arkadaşımız var ya (erkek tabi) ona ilişki teklif etti " demek ve o erkek arkadaşı da ayartıp, zavallı kız arkadaşınızı kumpasa getirmek

-ilk kez gittiğiniz yabancı bir mekanda büyük tuvaletinizi yapmak zorunda kalmak, fakat o ne? sifonun çalışmadığını anlayınca çeşitli malzemeler kullanıp moku apartman boşluğuna atmak zorunda kalmak

-bir iş görüşmesi sırasında üst dudağınızda sallanan kocaman bir deri parçası nedeniyle karşınızdaki müşterinin gözünü deri parçasından alamaması nedeniyle saçmalamak... nihayetinde karşınızdaki kafasını diğer tarafa çevirince parçayı el yordamıyla koparmak ve müşterinin "umarım koparmıştır" bakışını yakalamak

ya bu mevzuda yazacak çok şey var... seçimden daha eğlenceli ben en iyisi buna devam edeyim...

not: hangi olay kime aittir sormayın zira açıklamam, herkes kendini bilir...

29 Haziran 2007 Cuma

Seçmenin Nabzı - Yazı Dizisi I


Türkiye seçime gidiyor, seçmen partisini arıyor. 22 temmuz seçimlerine kararsız seçmen damgasını vuracak. Karasızı seçmenin bilgi kaynağı Nuri Alço haber ajansı acar muhabiri Alicho sizler için seçmenin nabzını tuttu.


Partilerle görüşerek vaadlerini dinledi. Derlediğimiz bilgileri tarafsız gazetecilik anlayışımızla sizlere aktaracağız. İlk olarak seçime katılan partileri tanıtmayı hedefledik. İşte Partiler , seçmen profilleri ve vaadleri.....



Halkın Mangal Partisi :


seçmen profili: mangalı her daim arabasının bagajında olan, çubuklu pijama giyip piknik sonrası bir ağaç altında siftinen ve yellenen, biraz dinlenince futbol maçı yapan ama maç sonunda bacağını kıran erkek vatandaşlar. Piknik boyuca sürekli sağa sola çemkiren, bulaşık yıkayan, akşamüstü çay demleyen , dantel ören, teyzelerimiz.


vaadleri : tem otoyolu kenarında, havaalanlarında ve avrasya koşusu sırasında halkımızın piknik yapmasına izin verilecek, halka bedava mangal dağıtılacak (kömürü bir başka parti dağıttığı için onları kullanabilirsiniz) ayrıca kuzu eti 1 YTL olacak.


Paris Hilton Partisi

Seçmen Profili : Bu partinin seçmen profili Berkecan'lar, Melissu'lar ,Tankut'lar ve de angutlar diye tanımlayabiliriz . Hedefleri ilk kez oy kullanacak yarı ingilizce yarı türkçe konuşan kesim.

Vaadleri : gece 3'ten sonra alkollü araç kullanmak serbest olacak , her gün farklı bir mekanda ünlü konukların katılacağı parti yapılacak. En uzun hapis cezası 23 gün olacak. Asgari ücret yetmiyor, açız diyenlere pasta dağıtılacak.




Rafine Bahçe Partisi


Seçmen Profili : biz mangal, piknik olayına karşıyız, ata bineriz, gümüş takımlarımız olmadan çay bile içemeyiz diyen elitist, rafine kesimin yani sözde değil özde zenginlerin partisi ...

Vaadleri : garden party lerde şapkanız bizden , ayrıca at sıçığının üzerine basarken kirlenen ayakkabılarınıza bedava lostra hizmeti. Golf müsabakaları sırasında kedi olarak kullanılmak üzere sokak kedileri toplanıp ıslah edilerek sokak kedilerine iş imkanı yaratılacak.

Özgür Köpük Partisi

Seçmen Profili : Genellikle güney yörelerimizde gündüz aldıkları fazla doz sıcak nedeniyle beyni sulanan -adeta köpüğe dönen- vatandaşlarımızın partisi. Bunlara kısaca Party Animal da diyebiliriz


Vaadleri : Bunların adı üstünde pek bi vaadleri yok, Halikikarnas'a gazeteci sokmama , köpükleri peeling etkili hale getirme gibi söylemleri bulunmakta. Ayrıca biraz daha halka inebilmek adına hamamlarda faaliyete geçtikleri edinilen bilgiler arasında.

Yakında; ibre, pusula ve kırmançolar...

Hafta Sonu Rehberi I-Barak Sofrası


Merhaba,

Bugün günlerden cuma ver herkes yavaş yavaş haftasonu planlarını yapmaya başladı. Bizler de siz sevgili okuyucularımıza yeni mekanları yine bu köşemizden tanıtıyor olacağız.
Bu hafta ilk mekanımız Barak Sofrası,

Barak sofrası, Antep Yöresinin tatlarını ayağımıza kadar getiriyor. Aile salonu, makul fiyatları, leziz yemekleri ile gönüllerimize taht kuran barak sofrası, kaliteli hizmetiyle fark yaratıyor.
Rezervasyona gerek duyulmayan mekanda, özellikle Barak Spesiyali siz okurlarımıza tavsiye ediyoruz.
Adres: Atatürk Caddesi, PTT yanı numara 13 İstanbul

27 Haziran 2007 Çarşamba

ŞOK ŞOK ŞOK!!

Yodaya Neler Oluyor?


Star wars'da beklenmedik gelişme!!!
Sevgili okurlar,
Size bu haberi vermek en az sizler kadar bizleri de üzüyor. Ama araştırmacı gazeteciliğin yılmaz savaşçısı alicho ve ekibinin hazırladığı ibret dolu dosyayı açıyoruz....

YODA Rüşvet mi aldı?

Herşey muhabirimiz Alicho'nun Yoda'nın yakın çevresinden aldığı Yoda'nın Kıbrıs'taki kumarhanelere dadandığı ve ciddi bir para kaybettiği bilgisini değerlendirmesi ile başladı. Haberlerin doğruluğunu araştıran muhabirimiz Alicho, Yoda'nın borçları yüzünden sokağa çıkamaz olduğunu, kendini bir fanusa hapsedip bu illetten kurtulmaya çalıştığını ancak kumarhane sahiplerinin borçları yüzünden sürekli tehdit ettiği haberleri Yoda'nın çok yakın çevresi tarafından da doğrulandı.

O kadar borçlu ki Darth Vader'dan bile para kabul etti!

Muhabirimiz Alicho'nun aldığı bilgiler bu kadarla kalmadı. Yoda'nın yakın çevresine, "Valla o kadar paraya sıkıştım ki Darth Vader davadan vazgeç abi al sen bu parayı dese, ona bile fitim" dediği öğrenildi. Bu bilgi doğrultusunda muhabirimiz, Yoda'nın yakın çevresine girerek, kendini Darth Vader'ın adamı olarak tanıtıp, rüşvet teklifini yaptı. 50 Euro'ya fit olan Yoda'nın açıklama yapması bekleniyor.

İBRETİN RESMİ




Nuri Alço Haber Ajansı, İstanbul

Yakışıklı Dr.Troy artık bu köşede.....



Sevgili okurlar,
Bugünden itibaren sizlerle bu köşede beraber olacağım. Amacım bilgi dağarcığım elverdiğince derdinize derman olmak ....


Kısaca kendimden sözetmem gerekirse ; uzmanlığımı üroloji dalında yaptım (malum boyumun avantaj olduğu tek ihtisas dalı) .Üro bilindiği gibi üreme fiilinden türemiştir. Yani üroloji üreme ile ilgilenen bölümdür sevgili okurlar. Tabi üreyememe ile de ilgileniyoruz, yani sadece üreyebilenler yazmasın diye bu açıklamayı yapma gereği duydum.

Uzun yıllar hizmet verdiğim (saçlarım ve gözlüklerim bunun kanıtıdır) üniversiteden yapmış olduğum devrimci politikalar nedeniyle uzaklaştırıldım. Aslında sadece hastane işleyişindeki karışıklıkları gidermek için önerdiğim bir proje nedeniyle biraz tepki aldım. Proje şuydu : hemşirelerin ilgili oldukları bölümü sembolize eden kep takmalarını önerdim. Mesela, kalp cerrahisinde kalp şeklinde, radyoloji bölümünde radyo, genel cerrahide bıçak, ortopedide ayak, dahiliyede mide gibi... üroloji ve jinekolojide olay biraz karıştı. Projemi desteklemek için bölüm hemşirelerimize giydirdiğim kepler biraz tepki aldı...halbuki herşey hastaların doğru adrese soru sormalarını sağlamaktı...siz sevgili okurlarımın bu konudaki görüşlerinizi bekliyorum...


Sesiniz sesimiz, sorununuz sorunumuzdur...

Esenlikler,


Doktor Troy

Diyet üzerine diyalektikler....

Sevgili dostlar,
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tüm bayanları bir korku sardı ki sormayın gitsin.

Efendime söyliyim, ne kaç kalori, ışık denizden yansır da ters açıya düşerse selülitli mi çıkarım, karnı içeri çekip, çekmiyor gibi fotograf nasıl çektirilir gibi eklektik bir çerçevede (nihayet eklektik kelimesini cümle içinde kullandım sevgili okur) yaşam savaşı veren dişiler, bu süreci bir damak tadı mahkumu olarak yaşarlar. Tabi bu süreçte prison break olunan anlar da yok değil. Mesela, yandaki canım şenerella kremasını ekmeğe sürüp yemeyi kim istemez ki.
İşte bu kriz anlarında hanımlarımıza yardımcı olacak birkaç önlem:
  1. Mesela, bir restorandasınız ve siz önünüzdeki merada otlarken karşınızdaki ayı pardon iri kıyım manitanız hayvani porsiyondaki pepper steaki (yanında patates kızartması da var) hmmlar ile mideye indiriyor. Baktınız içiniz erimeye başlıyor, hemen yemeğin yapıldığı mutfağı hayal etmeye başlayın. Tırnaklarına pislik dolmuş komileri, etin üzerine yumurtalarını bırakan sinekleri ve burnunda MadenTetkikArama sponsorluğunda faaliyetler yürüten aşçıyı düşünün.
  2. Önünüzdeki otlak için kimsenin acı çekmediğini düşünün. Bir dana kesilirken ne çok çığlık atar bilir misiniz sevgili okuyucular. Kesilmekle kalsa iyi, manitanızın yiyeceği kıvama gelsin diye o et dövülüyor ve soslara yatırılıyor. Kendinizi bu ineğin yerine koyun, naıl iştah var mı hala?
  3. Hala otlağınıza odaklanamadınız mı? O zaman karşı masada oturup manitanın kapsama alanındaki çirozdan bozma yavru arkadaşı düşünün. Hatta manitayla ikisinin adını bir davetiyede, daha sonrasında da maldivlerde yavru kardeşimizin el kadar bikini ile manitanıza koşarken düşünün.
  4. Bu da mı yetmedi; o zaman size burdan, sevgi selam ve çok sevdiğim bir atasözü ile veda ediyorum :"Atın ölümü arpadan olsun"

Sevgiler,

Nurish

16 Haziran 2007 Cumartesi

Metin Milli'yi Geri İstiyoruz


Sevgili Dostlar,


Bugün size peleriniyle, asasıyla gönlümüze taht kuran Metin Milli'den bahsetmek istiyorum.

Metin Milli nerededir, ne yapar, hala şarkı söyler mi bilinmez ama biz onu gerçekten çok özledik.

TRT'nin sisler altında yayın yaptığı senelerde, sünnet çocuğu coşkusuyla söylediği o şarkılar kulaklarımızın olanca pasını alır götürürdü..

Şimdi, siz blog okuyucuları ile, "Metin Milli Geri Dön" kampanyamızın startını veriyoruz. Bu kampanyamız, Metin Milli Koşusu, Metin Milli Pelerin Dizayn Yarışması ve son olarak Ulusal Metin Milli Yürüyüşü ile tamamlanacak. Program detayları yine blogumuzda yayınlanacak.

Tekrar görüşünceye dek, asanızı elinizden, pelerininizi sırtınızdan eksik etmeyin dostlar.

15 Haziran 2007 Cuma

Silikon kazaları




bayanlar yandaki fotoğraftaki teyzeler gibi ilerleyen yaşlarda silikonlarınızın göbeenize kaçmasını istemiyorsanız, operasyon yaptırmadan bir doktora danışın.

yok benim için mühim diyil, bende bu teyzeler gibi silikonumun nerede gezdiğini umursamam derseniz siz bilirsiniz...ama mümkünse üstsüz güneşlenmeyin...

Neden sanat


Sevgili dostlar,

Ruhlar aleminde biz ademoğulları kendimizi zuhura getirmek için türlü türlü yollara başvururuz.

Bunların başında da sanat gelir.

Peki sanat nedir ne değildir

Sanat, üfürmek değildir. üfürmek bir tek cinlere mahsustur ve biz cenabı hakkın bize verdiği akıl ile ancak ve ancak bu zihnin esir'i kendini bilmezliği olur, kendi mahpusanemizde mahkum oluruz.

Ahhh

sıkamıycam daha fazla...

neden sanat diyenlere cevabım yukardaki eşekktir.


Tek taşımı kendim aldım.....


Yaz mevsiminin gelmesiyle beraber düğün dernek olaylarındaki artış malumunuz... bu sebeple aklıma takılan bir konuyu sizinle paylaşmak istedim.
Bizler millet olarak mücevheratı pek severiz. Efendime söyleyeyim, beşi bir yerde , burma bilezik, ray bilezik düğünlerin vazgeçilmez takılarıdır. Son yıllarda muasır medeniyetler seviyesine erişmemizle birlikte tek taş pırlanta da bu favori takılar arasındaki yerini aldı. Hatta trio , tamtur gibi versiyonları bile çıktı...
Size Avrupa'daki son akımı aktarmak istiyorum. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz sanayi tipi tek taş Avrupalı hanımların son gözdesi... Evde münasip bir yere konuyor ve üzerine iğne oyası bir örtü örtülüyor. Altın gününe gelen arkadaşlarınıza sergilendiği sırada ise bu taş ile beraber satılan 3 boyutlu gözlükler hediye ediliyor zira taşın yansıttığı ışık göz için zararlı olabiliyor. (Bunun yerine güneş tutulmasında kullandığınız gözlükleri de kullanabilirsiniz)
Sanayi tipi tek taş ın en önemli özelliği hanedeki tüm negatif enerjiyi yoketmesi....
Yoksa siz hala klasik tek taş mı kullanıyorsunuz ?


14 Haziran 2007 Perşembe

Nuri Alço Obsessyon Dizisi-Ayakkabı Sevdası


Ayakkabı tutkumdan bir türlü vazgeçemiyorum.
Ne zaman bir ayakkabı görsem duramıyorum. Bir de kötü bir huy ki her aldığımdan 2 adet alıyorum.
Tabi bu çıkmaz beni aldığım ayakkabıya uygun çanta ve bu ayakkabıyla kullanmam gereken kıyafetleri de almaya zorluyor.
Kendime bir konuda ceza versem, mesela şu kadar kilo vermeden bir ayakkabı daha almayacağım şeklinde oluyor.
Bu arzunun karşısında durmanın imkanı yok tabi. Mutlaka yeni bir bahane yeni bir gerekçe ile soluğu her zaman alışveriş ettiğim ayakkabıcıda alıyorum.
Asla pişman değilim.
Ayakkabı, çanta ve ben, Trinity işte burda!

Nuri Alço Yemek Kitaplığı- Balık çorbası

bugünkü ilk tarifimiz balık çorbası.
balıkçorbası yapmak için en uygun mevsimdeyiz. neden derseniz, bu mevsim asmanın koruğa döndüğü adabeyi balığının bolca olduğu bir dönemdir.
Adabeyi balığının yakalanması zor, yakalayınca ayıklanması da oldukça zahmetli.
Neyse, biz tekrar çorbamıza dönelim

Malzemeler,
200 gram adabeyi balığı
3 sap kereviz( çokince kıyılmış)
1 kırmızı biber
1 kabak
1 ortaboy havuç
1 patatates
1 çay bardağı zeytinyağı(ajda bardak)
1 diş sarımsak
2 yemek kaşığı un
1 avuç kıyılmış maydonoz (servis için)
1 avuç dere otu
(tüm sebzeler küp küp doğranacak)

Ayıklanıp temizlenmiş balıklarımızı orta büyüklükte küpler halinde doğrayarak (fikir vermesi açısından okey oyununda kullandığımız zar ebatı) başlıyoruz.
Tenceremizde zeytin yağımızın yarısını hafif ısınmaya başladığı andan itibaren içine atacağımız ezilmiş sarımsak ve kerevizin 2 sapı ile balıklarımızı sırasıyla, patates, havuç, kabak atararak, sarımsağın ve balığın kokusunun sebzelere sinmesini sağlyoruz.
Bu işlem yaklaşık 1-2 dakikada tamamlanıyor. Bu malzemenin üzerine 5 su bardağı suyu boca edip kaynamaya bırakıyoruz (tencerenin ağzı kapalı).
Balıkları ara ara konrol ederek dağılmalarına müsade etmeden ocaktan alıyoruz.
Klasik çorba sosumuz için hazırlıklara başlıyoruz.
Tencerenin dibine yarım çay bardağı zeytinyağını ekleyip, unu pembeleşinceye kadar kavuruyoruz.
Diğer tarafata hazırlanan suyu yavaş yavaş bu tencere aktarıp, çorbamıza kalan son dal kereviz ve dere otunun tamamını ekleyip bir taşım kaynatıyoruz.
Çorbamızı servise maydonoz ve limon suyu ile hazırlıyoruz.
Afiyet olsun.
Çorba