Güzel Sözler her zaman okunmaya değer bence !
It is all that the young can do for the old, to shock them and keep them up to date.
George Bernard Shaw, Irish dramatist and critic
Artık Bebekli / Çoluk Çocuk sahibi komik annelerin, matrak babaların, komik, geyik ve diğer cinleri. Bebek yemeği tarifler, mamalar, küçük öneriler, dert paylaşmacılık, ve hepsiyle beraber sınırsız eğlence....Nuri Alço'yu da unutmadık tabii.
It is all that the young can do for the old, to shock them and keep them up to date.
George Bernard Shaw, Irish dramatist and critic
Posted by
ER
at
23:08
1 comments
Posted by
neroxyz
at
23:27
0
comments
Bu filme esin kaynağı olan şiiri de ekliyorum, meraklısına
Ae Fond Kiss Ae fond kiss, and then we sever;
Ae fareweel, alas, for ever!
Deep in heart-wrung tears I'll pledge thee,
Warring sighs and groans I'll wage thee.
Who shall say that Fortune grieves him,
While the star of hope she leaves him?
Me, nae cheerful twinkle lights me;
Dark despair around benights me.
I'll ne'er blame my partial fancy,
Naething could resist my Nancy:
But to see her was to love her;
Love but her, and love for ever.
Had we never lov'd sae kindly,
Had we never lov'd sae blindly,
Never met -- or never parted,
We had ne'er been broken-hearted.
Fare-thee-weel, thou first and fairest!
Fare-thee-weel, thou best and dearest!
Thine be ilka joy and treasure,
Peace, Enjoyment, Love and Pleasure!
Ae fond kiss, and then we sever!
Ae fareweel, alas, for ever!
Deep in heart-wrung tears I'll pledge thee,
Warring sighs and groans I'll wage thee.
Robert Burns
Posted by
neroxyz
at
12:37
0
comments
Labels: Ae Fond Kiss, Ken Loach, Şiir
Her güne 1 filmde bugünün şanslı filmi bir Ken Loach yapımı "Ae Fond kiss”
Herkesin hayatında, bir ilişki yaşayıp yaşamamak arasına sıkıştığı, “toplum ve hislerim” arasında gel-gitler yaşadığı bir dönemin olmuştur. Bu ister başka bir milletten/dinden olsun, ister aynı toplumun farklı katmanlarından olsun çok sancılı bir durumdur. Bu dönemi yaşayanlar bilir ki herşeyi göze alıp bu tür bir ilişkinin öznesi olursanız, bir süre sonra asla yürümeyeceğini üzülerek anlarsınız. Küçükken dirseğinizi duvara sürttüğünüzde nasıl canınız yanarsa aynı şekilde kalbiniz sızlar, o sevdiğiniz, uğrunda üyesi olduğunuz topluluktan vazgeçtiğiniz kişiye baktıkça. Olmaz, yürümez ayrılırsınız. Şanslıysanız da sevginiz tükendiğinde arkanıza bile bakmadan bu kötü uygunsuz anınızdan kaçarcasına uzaklaşırsınız. Hatırladığınızda da biraz mahcup , “gençtik, hislerimizin kurbanı olduk, kötü bir dönemime geldi” cinsinden günah çıkartmalarla kendinizi rahatlatmaya çalışırsınız.
İşte, bir Ken Loach yapımı olan "Ae Fond kiss”’in öyküsü de bu tip bir ilişkinin etrafında şekilleniyor.
Film, Glasgow'da yaşayan, Pakistan asıllı müslüman bir ailenin oğlunun ve kardeşinin müzik öğretmeninin yaşadıkları/yaşamaya çalıştıkları duygular ile gelenekleri/üyesi oldukları toplulukarın değerleri arasında yaşadıkları "tercih" yapma sürecini anlatıyor.
Aslında bu sadece tek taraflı bir sıkışma ya da baskı değil. Katolik olan müzik öğretmeninin okuldaki görevine devam edebilmesi için bu ilişkisinden vazgeçmeye zorlanıyor. Özellikle bağlı olduğu kilisenin Papazı, özel hayat-din-katı kurallar arasında nispeten bize daha az gelmişmiş bir kültür gibi dayatılan Pakistanlı aileden daha. Aslında düşününce insanların kendi inançları ve hisleri aynı şeyin “kendi yaratımlarının” sonucuyken, nasıl oluyor da bu iki duygu birbirine karşı acımasız olabiliyor. Belki de bunun altında psikolojik gerekçeler vardır. Filmde yoğun olarak işlenen bir konu da önyargılar.
Filmin romantizm düzeyi ise tek kelimeyle “ayarı tutturulmuş” ve etkileyici. Ne fazla ne eksik.
Oyuncular ile ilgili olarak bravo dışında çok da denecek birşey yok aslında.
Kısacası filmi hiç duymayanlara ya da duyup da izlemeyi planlayanlara tavsiye ediyorum.
Posted by
neroxyz
at
21:21
0
comments
Labels: Bağımsız Sinema, Film, Ken Loach
Uzun zamandır ihmal ettiğim sevgili blog'uma geri dondum.
2008 hedeflerimden biri olarak artık bu blogu sinema/müzik/dizi/kitap gibi daha sosyal yorumlar için kullanmayı planlıyorum. Tabi bu komik olmaktan uzak duracağız demek değil...
Bu bolgu açtığımdan bu yana hayatımda ciddi değişiklikler oldu aslında.
Artık daha üretken bir insan oldum :) Günde en az 2 bolum dizi/1 sıkı film izleyecek kadar zamanım var. Yoğun ve stresli bi uzunca bir dönemin üstüne insanın kendine ayıracak boş vaktinin olması çok güzel birşeymiş. Neyse şimdi bunları uzun uzun anlatmayayım. Nihayetinde aç var tok var değil mi sevgili okurlar.
Yeni yılda kendime koıyduğum komik komik hedeflerden biri de her gün 1 film izlemek. Tabi bu filmleri boşuna izlemiyeceğiz. Özellikle gişede çok iş yapmayan ya da Türkiye'de oynamayan filmleri, (tabi benim gibi sabırsız bir insanın bulgar-çin ortak yapımı, 150 dakika boyunca toplam 10 kelimenin "sarfedildiği" diyet yemeği niyetine çekilmiş filmleri izleyip, bir de bunlara -yönetmen yerelliği genellikle çok sofistike bir şekilde harmanlamış- türünden çirkin yorumlar yapmasını kimse beklemez) yorumlayıp kendi kendime eğleniyor olacağım. Sizler de iştirak ederseniz ne mutlu bana.
Film/dizi önerilerinizi, yorumlarınızı da bekliyorum. Burada seviyeli bir blog birlikteliği için her koşul hazır.
Sevgiler,
Sorumlu blogcu baş yazar.
Posted by
neroxyz
at
18:16
0
comments
Labels: itiraf