Diyet üzerine diyalektikler....
Sevgili dostlar,
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tüm bayanları bir korku sardı ki sormayın gitsin.
Efendime söyliyim, ne kaç kalori, ışık denizden yansır da ters açıya düşerse selülitli mi çıkarım, karnı içeri çekip, çekmiyor gibi fotograf nasıl çektirilir gibi eklektik bir çerçevede (nihayet eklektik kelimesini cümle içinde kullandım sevgili okur) yaşam savaşı veren dişiler, bu süreci bir damak tadı mahkumu olarak yaşarlar. Tabi bu süreçte prison break olunan anlar da yok değil. Mesela, yandaki canım şenerella kremasını ekmeğe sürüp yemeyi kim istemez ki.
İşte bu kriz anlarında hanımlarımıza yardımcı olacak birkaç önlem:
- Mesela, bir restorandasınız ve siz önünüzdeki merada otlarken karşınızdaki ayı pardon iri kıyım manitanız hayvani porsiyondaki pepper steaki (yanında patates kızartması da var) hmmlar ile mideye indiriyor. Baktınız içiniz erimeye başlıyor, hemen yemeğin yapıldığı mutfağı hayal etmeye başlayın. Tırnaklarına pislik dolmuş komileri, etin üzerine yumurtalarını bırakan sinekleri ve burnunda MadenTetkikArama sponsorluğunda faaliyetler yürüten aşçıyı düşünün.
- Önünüzdeki otlak için kimsenin acı çekmediğini düşünün. Bir dana kesilirken ne çok çığlık atar bilir misiniz sevgili okuyucular. Kesilmekle kalsa iyi, manitanızın yiyeceği kıvama gelsin diye o et dövülüyor ve soslara yatırılıyor. Kendinizi bu ineğin yerine koyun, naıl iştah var mı hala?
- Hala otlağınıza odaklanamadınız mı? O zaman karşı masada oturup manitanın kapsama alanındaki çirozdan bozma yavru arkadaşı düşünün. Hatta manitayla ikisinin adını bir davetiyede, daha sonrasında da maldivlerde yavru kardeşimizin el kadar bikini ile manitanıza koşarken düşünün.
- Bu da mı yetmedi; o zaman size burdan, sevgi selam ve çok sevdiğim bir atasözü ile veda ediyorum :"Atın ölümü arpadan olsun"
Sevgiler,
Nurish
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder